Moğolların Anadolu Politikası ve İlhanlılar Devleti Tarihi
Yazar: Arda Deniz


Sayfa Sayısı: 244
Boyutlar: 14 X 21 CM cm
ISBN: 9786055476571
Barkod: 9786055476571
Dili: Türkçe
Basım Tarihi: 09.05.2013
Basım Sayısı: 2
Fiyatı: 18 - TL TL





Moğolların yegane hükümdarı olan Cengiz Han - Temuçin (1204-1227)'in ölümünden sonra Anadolu Politikalarını hayata geçiren korkusuz torunu Hülagu Han (1258-1265) tarafından kurulan ve 77 yıl gibi bir süre ayakta duran İlhanlılar Devleti (1258-1335) ve Hülagu'nun abisi Mengü Han (1251-1252-1259) tarafından da kendisine Batı Asya'ya doğru fetihlerde bulunma görevi verilmesinin ardından Moğol fetihlerini yeniden canladırmaya yetmişti. Bu sırada İslam dünyasının büyük bir kısmının doğrudan doğruya kontrolü de Moğolların elinden çıkmış ve bu durumu göz önüne alan Hülagu da batıya doğru hareket etti. Yol boyunca birçok devleti hakimiyeti altına aldığı gibi geçtiği her yeri de kana boyayarak yakıp yıkmıştı. İslamiyet'e karşı olan düşmanlığı hasebiyle 1.000.000'a yakın Müslümanı katletmişti. Dedesi gibi acımasız bir ruha sahip olan Hülagu, 1256-1258'de Azerbeycan'daki İsmaililere de ağır bir mağlubiyet indirerek onları yıkıma uğrattı. Ardından Irak'ta karşılaştığı Halife'nin ordusunu bozguna uğratarak Halifeyi, ordusunun atları altında çiğneterek öldürmek kaidesiyle Abbasi Halifeliği (758-1250)'ne de son verdi. İlhanlıların İnkırazını, Hülagu ve ondan sonra tahta gelen hükümdarlar zamanında İran, Afganistan, Irak ve bütün Güney Kafkasya'yla birlikte Türkiye (Anadolu) Selçukluları (1075-1318)'nın hükümran olduğu Anadolu topraklarında hakimiyetlerini kabul ettirdiler. 1294 tarihinde Çin'de bulunan Moğol hükümdarı Kubilay Han (1264-1294) 'ın ölümü üzerine İlhanlılarla, büyük hanlar arasındaki bağlar zaman içinde koptu. Henüz çok geçmeden Gazan Mahmut Han (1295 - 1304) zamanında İlhanlılar, İslamiyet'i resmi din olarak benimsediler. Son büyük İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın ise devletin içerisine düştüğü kopmalara mani olamaması ve uzun süren savaşlar neticesinde yıpranması ile taht kavgalarıyla da çok geçmeden parçalanıp, yıkılarak; diğer bütün devletler gibi tarihin acımasız sayfalarına karışmış oluyordu.